Keşf
Tanım
Keşf, tasavvufta aklî ve duyusal yolların ötesinde, kalbe doğan sezgisel bilgiyle hakikatin idrak edilmesi halidir.
Cümle
Keşf, hakikatin perde arkasından görünmesidir
Bağlam
- Tasavvufta marifetullah yollarından biri olarak ele alınır.
- Bâtınî bilgi anlayışının temel kavramlarından biridir.
- Aklî bilginin ötesindeki sezgisel idrak biçimini ifade eder.
Kapsam ve Sınırlar
- Keşf, evrensel ve bağlayıcı bilgi olarak kabul edilemez.
- Şer‘î ve aklî ölçütlerin yerine geçemez.
- Her sezgisel deneyim keşf sayılmaz.
Kullanım Örnekleri
- İbn Arabî’de keşf, hakikatin doğrudan idrak edilmesidir.
- Tasavvufta keşf, riyazet ve ahlaki arınma sonrası mümkün görülür.
- Keşf bilgisi, kişisel bağlamla sınırlı kabul edilir.
Yanlış Kullanımlar
- Keşfin mutlak hakikat iddiasına dönüştürülmesi.
- Kişisel sezgilerin dini hüküm gibi sunulması.
- Eleştirilemez otorite iddiasına dayanak yapılması.
Anlam Dönüşümü
- Arapça 'keşefe' kökünden gelerek örtüyü kaldırmak anlamı taşır.
- Tasavvuf literatüründe bilgi türü olarak teknik bir kavrama dönüşmüştür.
- Bâtınî geleneklerde epistemik ayrıcalık iddiasıyla ilişkilendirilmiştir.
Kavram Kökeni
- Arapça keşefe kökünden gelir, örtüyü kaldırmak anlamındadır.
- Tasavvufta marifet yollarından biri olarak kabul edilir.
Disiplinlere Göre Kullanım
Keşf, aklî ve duyusal bilginin ötesinde, kalbe doğan sezgisel idrak biçimi olarak kabul edilir.
Keşf, öznel ve bağlayıcı olmayan bir bilgi türü olarak bilgi teorisi açısından sınırlı geçerliliğe sahiptir.
Filozoflar Arası Kullanım Farkı
Keşfi, hakikatin perde arkasından doğrudan idraki olarak tanımlamış ve marifetle ilişkilendirmiştir.
Keşfi, kalbin arınmasıyla mümkün olan ancak şer‘i ve aklî ölçütlere tabi tutulması gereken bir idrak olarak değerlendirmiştir.